BURSASPOR MAÇI ÜZERİNE
23.02.2010
Evet gerginlik yerini serinliğe bıraktı. Orphaned Land, Mercy tekrar tekrar çalarken, maç sonrasını yapayım. Ne oldu dün gece? Anlatılanlar kadar vahim mi durum? Dibe mi vuracağız yeniden yoksa kalkacak mıyız oturduğumuz yerden?
Önemli bir tespiti yapayım, Bursaspor kısa bir süre önce, ligimizde 3 Büyükler adıyla anılan takımlardan birisini, belki 0-2 değil ama 1-2 yenilgiden aynı skorla hem de yine sonra dakikalarda gelen gollerle ve yine deplasmanda 3-2 yendi. Bu takım hem de Bursaspor taraftarının can düşmanı bellediği bir takımdı, o takımın maç satması üzerine küme düşmüştü Bursasporlu taraftarlara göre yeşil beyazlılar.
O gece, yani 3-2′lik galibiyetin arkasından ne yayıncı kuruluş muhabirleri, şehirlerine dönen Bursasporlu taraftarlarla birlikte yolculuk yaptı ne de Bursasporlu taraftarlar takımlarını Yalova’da karşıladılar. Ne Bursaspor başkanı Zafer şarhoşu olmadık olmayacağız dedi ne de Beşiktaş’la ilgili binlerce haber yapıldı. Neden mi yazıyorum bunları? Başka bir sorunun yanıtı için yazıyorum elbette, kim ne kadar büyük sorusunun yanıtlarından birisi bu.

Dönelim dün geceye. Nefis başlayan bir ilk yarı, özellikle Alex’in istekli oyunu, Güiza’nın yine çok koşması, Emre’nin müthiş orta saha desteği, Vederson’un belki de Fenerbahçe’deki en verimli en iyi performansıyla başladık. Nitekim 13 pasta gelen gelen müthiş bir şutla tamamlanan klasik bir Fenerbahçe 2009/10 sezonu golünü izledik.

Gol sonrasında da gayet iyi oynayıp kontrolü elimizde tutmayı sürdürdük. Sadece ve sadece 5′te Bilica’nın her zamanki hatalarından birisini yapmasıyla ciddi bir pozisyon yedik. Bilica her iki yanında boş arkadaşları varken top yerden ve uzun kullanıp Volkan Şen’e bıraktı. O da yaklaşık 25 metrelik bomboş bir koşu sonrasında sert vurdu. Bu koşusunu boş yapmasının nedeni topu rakibe teslim eden Bilica’nın nedense geri geri giderek Volkan Şen’in önünü açmasıydı. Neyse ki kaleci Volkan’ın kurtarışı şansımızın yaver gitmesiyle direkten geri geldi ve Bilica’nın zor da olsa müdahalesiyle korneri buldu.
Bu pozisyon hakimiyetimizi engellemedi, 7′de Alex’in ileriye doldurduğu top, rakip defansın sektirmesiyle Güiza’nın önüne düştü. İspanyol da maçın en kritik pozisyonunda, biraz seken topu beklemediği için önüne iyi alamayarak, biraz beceriksizlik, biraz gereksiz heyecan ve biraz da stadyumdaki on binler ekran başındaki milyonların nasılsa atamaz düşünceleri nedeniyle kalecinin üzerine sürüp klasik vuruşlarından birisiyle kaleciyi nişanladı.

O an Güiza’nın bittiği andı. Sonrasında çok koştu, çok çaba gösterdi ama sonuç bizim için atacağı goller. Atamadı, atamadıkça tribünler üstüne geldi geldikçe moraller bozuldu. Bahsettiği kişi, yukarıda resmi bulunan, üzerinde çubuklu forma bulunan Güiza. Ben Kadıköy’de bu kadar baskının yapıldı rakip bir oyuncu bilmiyorum, bu kadar baskıyla dağılan bir rakip de elbette.

Sonrasında oynayan Fenerbahçe, eşlik etmeye çalışan Bursaspor vardı sahada. Nitekim 20. dakikada bir tane daha jenerik golü geldi oynaya oynaya eğlene eğlene. O dakikada da, golü yediğimiz 26. dakikada da kimse bu maçı kaybedeceğimizi düşünmüyordu emin olun. 26. dakikada golü Gökhan Gönül’ün orta sahada anlamsızca 3 kişinin arasına dalıp kaybettiği topun geliştirdiği akınla yedik. Bu pozisyon Bursaspor’un ilk organize atağıydı o ana kadar. Nitekim devre bitene kadar topla oynayan gol arayan, pozisyon bulup da kaçıran bizdik, Bursaspor değil. Onlar sadece olan biteni izliyordu.
Aynı görüntü ikinci yarıda da geçerliydi. Hele ki Alex’in belki de bilerek taraftarı galeyana getiren hakemle girdiği polemik sonrasında bütün stadyum desteğe eşlik etmeye başladı ki, ben o dakikadan sonra maçın döneceğine olanak vermiyordum. Bu dakikadan sonra yapacak işi kalmayanlar Güiza’ya takıldılar, tutamadığı toplarda, veremediği paslarda ıslıkladılar Fenerbahçe futbolcusunu. Rakibe yapmadıkları baskıyı Güiza’ya yaptılar. O zaten ilk yarıda kaçırdığı golden sonra toparlayamamıştı kendisini. Keşke Herr Daum biraz daha erken görseydi durumu da ikinci yarıya hiç çıkarmasaydı onu. Böylelikle oyundan çıkarken de ıslıklanmazdı ve belki de bugün onu nasıl geri kazanacağımızı, geri kazanıp kazanamayacağımızı hesaplıyor olmazdık.
Bu arada Bursaspor’un kaçırdığı ya da Volkan’ın kurtardığı bir gol pozisyonu yoktu hala. Nitekim Baroni sezonun en kötü oyununu sergilerken böyleydi durum. Bence Herr Daum Selçuk-Baroni değişikliğini hemen yapmalıydı ve oyuna müdahale eden seyirciye yanıtı, Semih’i kenarda oturtup Gökhan Ünal’ı oyuna sokarak vermeliydi, olmadı.
Bilica’nın anlamsız hareketi sonrasında, Baroni’nin engellemeye çalıştığı şutun sekip aşırtma bir gol olduğu ana kadar Bursaspor’un kaleyi bulan şutu var mıydı bilmiyorum. Gol moral bozdu, Herr Daum klasik yüklenmesine başladı, orta sahadan Gökhan Gönül’ü çıkarıp forvete Gökhan Ünal’ı aldı. Önder’i almalıydı aslında kenara ama belki de sonrada oyuna dahil olduğu için moral bozukluğu yaşatmamak için yanlış seçim yaptı.
Bu dakikadan sonra, hele ki çok kötü oynayan Baroni ile iyice yorulan Emre’yi de hesaba katarak, -Bilica’yı hiç ama hiç unutmayarak- hızlı çıkan Bursaspor’a pozisyon vereceğimiz çok açıktı, galibiyet golü peşine düşmüşken. Nitekim Önce bir kornerde Turgay’ın kafa vuruşunu Emre çıkarttı çizgiden ki bu Bursaspor’un en net gol pozisyonuydu. Nitekim daha sonraki pozisyonu çıkartmak mümkün olmayınca, son dakikada gelen golle 3-2 yenildik.
Bana koyan Ertuğrul Sağlam’a ve onun gibilere konuşma fırsatı vermek, taraftar-seyirci çekişmesinin tekrar başlaması. Kimse 22 TL’lik bilet olursa böyle adam gelir stadyuma demesin. Üst maratonda da bir sürü adam yuhaladı Güiza’yı. Sorun ucuz bilet değil ucuzlatılan taraftarlık nosyonudur. Bana koyan Bursaspor’a yenilmek değil gerçekten, daha geçen hafta yendiler bizi, anormal bir durum yok. Hatta adamların eksik maçlarını kazanmaları halinde liderin sadece bir puan gerisinde olacaklarını düşünürseniz görürsünüz bu yenilginin çok anormal olmadığını. Ve hatta Bursapor’un bu sezon şu ana kadar 3 Büyükler’le yaptığı 4 maçtan 3 tanesini galibiyetle bitirmiş olmalarına düşünürseniz skor çok anormal değil. Anormal olan 89. dakikaya kadar bir pozisyon verip maçı kaybetmek, maç içinde takımdaki bir çok oyuncunun konsantrasyonlarını koruyamamaları. Bana koyan da bu. Ama dedim ya en çok koyan takımı yuhalayan müsveddeler. Onlarla aynı gemideyiz işin kötü tarafı ve belki de onlar yüzünden ama birlikte batacağız.
Bu nedenle bir an önce kendimize gelmemiz gerekiyor. Hem Güiza’nın kazanılması hem de başka kayıpların olmaması gerekiyor. En büyük rakibimiz yine kendimiz olacağız ve asıl sorun takımın hücumunda değil defansında, bunu görmüyoruz.
Bu konuyla bağlantılı eski yazılar:
- YALAN ÜZERİNE
- İYİ İNSAN LAFININ ÜZERİNE GELİRMİŞ
- FENERBAHÇE 0-0 BURSASPOR MAÇTAN SONRA
- BİR BURSASPOR MAÇI ÖNCESİ
- AYKUT KOCAMAN’IN SÖZLERİ ÜZERİNE…
- BURSASPOR 1-1 FENERBAHÇE MAÇTAN SONRA KISA KISA
- BELEDİYE MAÇI ÜZERİNE
- BURSASPOR 3-1 FENERBAHÇE
- FENERBAHÇE 3-0 BURSASPOR
- BURSASPOR MUCİZESİ
- BURSASPOR – FENERBAHÇE
- İLK VE TEK RUGBY MAÇI
- BİR BURSASPOR MAÇI HİKAYESİ
- BURSASPOR 1-3 FENERBAHÇE
- BEŞİKTAŞ MAÇI SONRASI
Kategori: Fenerbahçe

......kurdukları kulübün adını oturdukları semtten, amblemlerini Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise papatyaların renklerinden aldılar...


“BURSASPOR MAÇI ÜZERİNE” başlığına 10 yorum yapılmış
Gönderen: sir_knumskull, 24.02.2010
ya usta hos guzel agzina saglik guzel yazmisinda;
adam bi mac agladi olay oldu(!)
biz 2 yildir agliyoruzbu kabiliyetsiz yuzunden
biz bu adamin togumuna parami verdik bu cile destekleyince biticekmi yapma gozunu seviyim
olumune destek ona sozum yok ama yeri geldiginde elestiriyi tepkiyide dile getirmezsek yandik ya;
dunyalari alan adamlar onlar
iyide oynasa kotude oynasa soz soylenince uste cikanlar onlar
geri pas atar ruzgar derler
gol atamaz sanssizlik derler
futbol derler takmayan onlar
biz bicak kemige dayandiginda sesimi yukseltince aglayanda onlar
e ben ne anladim bu ishten
Yanıtlayın
Gönderen: Ahmet Bolat, 24.02.2010
Harikulade bir yazi hocam, tebrik ederim. Linki verecegim kendi sitemde müsadenle…
Yanıtlayın
Gönderen: onore, 24.02.2010
Neden hatalı değil de suçlu arıyoruz sürekli?
Yanıtlayın
Gönderen: tamchee, 24.02.2010
Olay adamın ağlaması değildi, adamın “neden” ağladığıydı..!!
Yanıtlayın
sir_knumskull reply on February 24th, 2010 18:20:
zaten kimsede aglamasini konusmuyo adamin (babamin oglumu bana ne)
neden agladigini konusuyo.
fenerbahce taraftarinin geldigi cildirdigi durumu konusuyo bu kadar laubali bu kadar kendine bisey ekleyemeyen adamin hala bu isine istikrarli bi sekilde devam etmesine koskoca klubun bisey yapamamasini konusuyo
ilk isliklanan bu adammi daha once ne adamlar isliklandi hakettiler islklandilar iyi oynadilar alkislandilar bunda anormal olan bisey yok
Yanıtlayın
Gönderen: koray, 24.02.2010
‘Bişey kötü giderse kötü gider ‘ diye bir laf vardır.Bu aşı tutmadı, olmadı … ısrar ediliyor çünkü bu ısrar yönetimin ısrarı..kulüp bulma hesapları…oynasın, müşteri çıkar ısrarı…beşiktaşı yıktığı goller, bursada bizi ipten alması , ki inanıyorum o gol bize 27 yıl sonra Türkiye kupasını getirmiş olacak ( onur bu kayda geçsin lütfen
Neyse dünyanın her ülkesinde bu travmayı yaşayan futbolcu dinlendirilir…bu bu kadar açık, futbolcuyu bitirmemek için bunu yapmak zorundasın aksi takdirde bu sonuç çıkar.Alexsin bir zaman nasıl yuhlandığını , ıslıklandığını, selçuk – deniz ıslıkları,rahmetli enke travması … bizdeki taraftar sorunu bu , kendi futbolcunu protesto etmek çok hassas ve ince bir konudur, Zeka ister, birliktelik ister,seviye ister…
HAMİŞ: ben olsam Guizayı hacivat karagözde bile oynatmam:)
Yanıtlayın
Gönderen: Pariuri Sportive, 26.02.2010
Well worth the read. Thanks for sharing this information. I got a chance to know about this.
Yanıtlayın
Gönderen: smr drgn, 26.02.2010
“ucuz bilet ucuz taraftar” eleştirilerini çok yanlış buluyorum. fenerbahçe taraftarlığı pahalı biletle yükseliyorsa en iyi taraftarlar locadakiler mi? onların sevgisi 22 liraya bilet alan adamdan daha fazla mı?
Yanıtlayın
onore reply on February 27th, 2010 0:48:
@smr drgn, Ben de aynı fikirdeyim, yanlış buluyorum bu eleştirileri. Bir şeyi ucuzlatmak için fiyatını düşürmek yeterli veya şart değildir. Elbetteki çok para verip ucuz taraftarlık yapan adamlar var. Sanırım yanlı ifade ettim kendimi ya da sen yanlış anladın. Ama genel olarak aynı fikirdeyim, ucuz bilet oldu diye ucuz taraftar geldi lafıma karşıyım.
Yanıtlayın
Gönderen: Exchange Rate, 05.09.2010
Diyarbakırspor kaptanı Barış, Ayman ve Adnan maçın durması üzerine taraftarları eline aldığı mikrofonla sakinleştirmeye çalıştı. Yeşil kırmızılı futbolcu Adnan Türkçe ve Tazemeta da İngilizce olarak mikrofondan taraftarlara seslendi. Futbolcular, “Sadece bizi destekleyin. Sahaya sert cisim ve yabancı madde atmayın. Sadece tezahürat yapın” çağrısı yaptı. Tazemata, az Türkçesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un Sivasspor önünde 1-0 önünde olduğunu hatırlatarak, herşeyin bitmediğini anlatmaya çalıştı.
Yanıtlayın