FENERBAHÇE 1-1 PAOK MAÇ SONRASI
27.08.2010
Çok geç dönebildim eve o nedenle, gündüz vakit bulamadığım maç öncesi yazımı yazamadığım gibi, maçtan sonra kısa kısa yazımı da ekleyemedim siteye, kusura bakmayın. Hemen gireyim konuya.
Öncelikle son 5-6 sezondur, Avrupa Kupası maceralarını şubat, mart ve hatta nisan ayına kadar sürdüren bir takımdan, eylül ayını bile göremeyen bir takım haline dönüşmemiz işin en üzüntü veren yanı. Hem de Şampiyonlar Ligi amortisi olan bir ligde gruplara bile kalamamak üzüntünün diğer yanı. Bu sezonun bir değişime kurban gittiğini düşünmek istiyorum. Hani derler ya, yönetim desin ki yeni kadro kurduk 2 şampiyonluk yok ama sonra 5 yıl garanti dese kabul ederim, onun gibi bir şey bu. Ama açıkçası umudum çok yok, iyimser olamıyorum.
Dünkü maça değineyim biraz. Kalede Volkan sakat sakat oynuyor. Avut vuruşlarını yapamıyor, sağ ayağını kullanamıyor, degaj yapamıyor. Buna rağmen anlamsız, riskli geri paslar vermeyi tercih ediyor Bilica. Bilica’nın durumuyla birlikte aslında genel stoper sorununu tekrarlamakta fayda var. Sahadaki iki stoperden birisi her topu riskli kullanıyor, verdiği yersiz, anlamsız paslarla, o pasları verdiği arkadaşlarını ve doğal olarak takımı zor durumda bırakıyor. Bu Bilica. Diğeri ise 1980′den kalma tarzıyla hem oynamaktan çok oynatmamak, ilk maçın skorunu korumak isteyen rakibin işine gelen hareketler yapıyor. Aldığı her topu uzun oynuyor ve uzun oynadığı hiç bir oyunda takım arkadaşına ulaştıramıyor topu. Zaten bazı paslarını attığı yerde takım arkadaşının olmaması da mizah konusu.
Bu ikilinin Trabzonspor maçında yediğimiz 2. goldeki ofsayta düşürme çabası, 3. goldeki 40 metrelik duran topta süzülerek gelen topa rağmen 3 tane rakip oyuncunun rahatça kafa vuracakları şekilde pozisyon almalarını daha unutamadan yediğimiz gol ve gole neden olacak ancak şansımıza ve Gökhan Gönül’ün becerisine bağlı olarak gol olmayan ancak yürekleri ağızlara getiren pozisyonlar.
Peki golü nasıl yedik? 4+4+1+1 oynayan rakibin arkalı önlü ikişer bek ve stoper gibi dizilişinde, takımı ileriye o da belki götürecek iki kişiden yedik golü. Topu ileri vurdular. O ikiliden birisi Bilica’dan önce kafayı vurup topu aşırttı. Diğeri ise gerisinde olmasına rağmen oyun zekasıyla çabuk hızlanarak ve elbette ki Lugano’nun o sırada arkasındaki adam için hakeme ofsayt işareti yapmakla meşgul olması sayesinde topa sahip olup, müdahale yapmakta zorlanan Volkan’ın yanına vurdu. Bu golü yediren stoperler Bilica ve Lugano değil de Hüsnü ile Şaban isimli iki Türk oyuncu olsalardı, bırakın Süper Lig’i, kendilerine Bank Asya’da bile takım bulamazlardı. Rezalet. Tabi diğer rezalet de Volkan’ı sakat sakat oynatmak zorunda bırakan transfer hamlemiz. Yedek kalecimiz Mert. Resmi maç geçmişi 45+90 dakika.
Ben rakip teknik direktör olsam doğrudan Bilica’nın üzerine baskı uygulatırdım zira baskı olmadan saçmalayan bir oyuncu. Lugano’ya ise karışmazdım nasıl pas verecek kimseyi bulamayıp uzun oynayacak ve topu bize teslim edecektir diye. Peki bu ikilinin arkasında kim var bekleyen? Bekir ve İlhan. Başka sorum yok hakim bey sanık sizindir.
Aslında takımın gerçek sorunun başlangıcı burası. Devam edelim defanstan. Gökhan Gönül’ün insan üstü performansına teşekkür ettikten sonra Andre Santos isimli, kilolu, gamsız sol bekimize. Bu oyuncuyu bu ciddiyetle değil futbolcu malzemeci olarak bile almam Samandıra’ya. Önünde oynyan kanat oyuncusuyla arasında 40 metre bırakıyor, geri dönüş yok, arkasına sarkan her rakibe buyur diyor. Hepsini geçtim, gecenin ikisinde üçünde twitter adresinde muhabbette. Şunu merak ediyorum, bazı oyuncuları saha içindeki ciddiyetsizlik bazılarını da profesyonel yaşamamak gibi nedenlerle gözden çıkardık. Andre’nin farkı nedir? Gece uyuma, sabah antrenmana çık. Hem sakatlığı çağır, riskini arttır hem de zaten istediğin ciddiyeti antrenmana vereme.
Şu ana kadar saydığım 3 oyuncu da bu takımın yabancı kontenjanını boş yere meşgul ediyor. Ancak ve belki Lugano, yanında Luciano ki Edu’ya da razıyım gibi, zekası ve tekniği olan bir stoper olursa kalabilir. Yoksa güle güle. Andre Brezilya’da iş bulur kendine, Lugano Lazio’da bekçilik mi yapar bilemem, pek seviyor Roma şehrini. Bilica ise ölebilir istiyorsa, kendi bilir.
Peki yabancı kontenjanı demişken Baroni’ye gelmez mi konu? Kendisine de güzel bir güle güle demekte fayda var bu performansı sayesinde. Peki o pozisyonda kim oynayacak Baroni gitmese bile. Biliyorsunuz ligde 6+2 var. E defansta 3 yabancı neredeyse garanti. Stoch ve Niang da garanti. Alex’in kesileceğini düşünmüyorsunuz herhalde. Etti 6. Peki Alex’i de kesin Dia’yı saymadık daha. Yahu Baroni’nin yabancı kontenjanına takıldığı veya Emre’nin sık gördüğümüz sakatlık ve kart dertlerinin bulunduğu haftalarda ne yapacağız? Deniz bu kadar kolay bırakılır mı? Haydi bıraktınız yahu yok mu yerli bir yedek transfer? Nerede dünya futbolunun geleceği Abdülkadir? Mehmet Topuz demeyin gözünüzü seveyim. Presi rakibe bodosloma koşup çarpmak zannediyor Topuz.
Asıl sorunun yerlerini belirttik. Kazandığımız topu stoperlerimiz önlerindeki orta dahaya aktaramıyor. Aktarabildikleri ender zamanlarda da bu defa bu orta sahalar oyun kuramıyorlar. Emre ilk yarıda neredeyse sahada yoktu. İkinci yarı biraz top almaya başlayınca canlandı takım. Peki o vakit Alex’e neden kızıyorsunuz? Alex topla güzel, topla oynarken güzel. E atamıyorsun ki sen topu Alex’e. Atınca da alacak adam yok boşa kaçan. Alex’e faturayı kesmek, forveti 40 gol kaçıran ve 3-5 gol kurtarıp bir gol yiyen kaleciye kızmak gibi. Peki dün hiç dikkat ettiniz mi Niang ne yaptı? Alex top almak için sürekli geriye kaçınca tek başına kaldı ileride. İki gerçek iki de önünde oynayan stoperle mücadele etmek için sürekli kanatlara kaçtı. Top almaya çalıştı.
Peki bu takım nasıl akın yapıyor? Stoch gibi bir hız var solda. Ama arkasında Andre, top alıp ileriye gitmek, Stoch’la bir ikiye bir yapmak veya soldan bindirmek yerine topu alıp 40 metrelik bir pasla sağ kanada, Gökhan ya da Mehmet’e aktarıyor. Bu ne tembellik ne üşengeçlik? Stoch’u kullanamıyoruz. Hızlı, teknik, rakip eksilten, rakibe kart gösterten, şu çeken, orta kesen bir adamdan yararlanamıyoruz. Çünkü Andre ile birlikte hayatlarında ilk kez maça çıkmış gibi oynuyorlar. Sağdan mükemmel gidiyoruz tamam da. Topu içeri kesemiyoruz ki.
PAOK haddini bilerek, ilk maçtaki skora yatmak amacıyla ikili bir dörtlü defansla çıktı sahaya. İki stoperin önünde iki stoper daha. Beklerin önünde birer bek daha. Kilitlediler oyunu. Uzak mesafeli şut denemeliydik yapamadık. Nitekim gol de böyle bir şutla geldi. Gol sonrasında rakip taraftarla uğraşmayıp takıma destek verince tribünler takım da coştu. O sırada atabilirdik bir gol daha, olmadı.
Emre’nin çıkışıyla o rolü Selçuk üstlendi. Çok kızıyor millet ona ama sürekli elinden gelenin en iyisini vermeye çalışıyor. Sorumluluk alıyor Baroni’de farklı olarak. Kazandığı top kolaylıkla Lugano, Bilica’ya vermek yerine yüzünü ileri dönüp, Mehmet’e, Alex’e Stoch’a vermeye çalışıyor. Ama kaybedince kovuyor millet onu. Haksızlık ediyor çokça. Seyirciye de değinmek gerek. Yönetim başarmış durumda. Artık Fenerbahçe taraftarı yok. Bir sürü seyirci, bir kısım görevli var tribünlerde. Görevliler 15 dakika boyunca kendilerini duymayan Migros tribünle karşılıklı Bereber yürüdük biz bu yollarda yapabilmek için çaba sarfediyor ama takımı atağa kaldıracak bir tezahürat yok. Diğer kısım rakip taraftarın hangi ülkeden gelmiş olduklarına göre bir Kurtuluş Savaşı daha yapıp Kadıköy’den denize dökmek niyetinde adamları. Neymiş PKK bayrağı açmışlar. Senin hükumetin o PKK’nin başlarını ülkeye çağırıp sloganlar attıracak şov yaptıracak elin Yunanlısı açsa bayrağı ne olacak? Amacı seni oyundan maçtan uzaklaştırmak değil mi? Nasıl kolay geliyorsun oyuna? Nasıl anlamsızca yağdırıyorsun sahaya suları sopaları? Hepsini bıraktım bırak Yunanistan’ı sen en son hangi deplasmana 40 küsur otobüsle gidebildin, hatırlıyor musun?
Bu sezon Young Boys maçında bitmişti. Antalya galibiyetiyle biraz uzatmaları oynadık. Çok umudum yok. Ne yapılacaksa önümüzdeki sezona ait olmalı. Tabi Aziz Yıldırım Aykut Kocaman’ı önümüzdeki sezon da tutacaksa takımda ya da Aykut Kocaman devam edecekse. Üzüntülü bir sezon başlangıcıydı, sürüyor. Bu seyirci, müşteri profiliyle de daha çok zorlanacağız gibi. Bu elenme sorununu, Galatasaray’ın elenmesine sevinip sırıtanlar değil, Fenerbahçe için üzülüp sevinenleri istiyorum tribünlere. Çok mu?
Bu konuyla bağlantılı eski yazılar:
- HAKEM RAPORU – 5. GÜN SONRASI
- HAKEM RAPORU – 4. GÜN SONRASI
- GALATASARAY – FENERBAHÇE, MAÇ ÖNCESİ
- BEŞİKTAŞ-FENERBAHÇE MAÇ ÖNCESİ
- BARCELONA 61-69 FENERBAHÇE
- PAOK 1-0 FENERBAHÇE KISA KISA
- PAOK – FENERBAHÇE MAÇ ÖNCESİ
- PAOK – FENERBAHÇE
- FENERBAHÇE 0-1 YOUNG BOYS MAÇIN ARDINDAN
- FENERBAHÇE 0-1 YOUNG BOYS KISA KISA
- FENERBAHÇE 3-1 GALATASARAY MAÇ SONRASI
- FENERBAHÇE 5-1 HONVED
- BEŞİKTAŞ MAÇI SONRASI
- PORTO MAÇI SONRASI
- BÜYÜK MAÇ SONRASI
Kategori: Fenerbahçe

......kurdukları kulübün adını oturdukları semtten, amblemlerini Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise papatyaların renklerinden aldılar...


“FENERBAHÇE 1-1 PAOK MAÇ SONRASI” başlığına 6 yorum yapılmış
Gönderen: Alp, 27.08.2010
Cubuklu Formayla ilgili skandal var demistiniz Y.Boys macından sonra.. Dün geceki problem miydi? sebebi nedir?
Yanıtlayın
onore reply on August 27th, 2010 15:17:
Skandal dediysem ağır olmuş, heyecanla söylemişim
Ama iş bilmezlik diyebiliriz. Bu maçta dikkat ettiyseniz dümdüz sırt vardı formalarda. UEFA’nın isteği de çubuklu ve parçalı formalarda numaranın altına bir kutu açılmasıydı. İlk onaylarda bu detay atlanmıştı.
Yanıtlayın
Alp reply on August 27th, 2010 20:27:
@onore,
avrupa’dan elendiğimize göre problem kalmadı desenize =) şaka bir yana beyaz font çok yakışıyo
Yanıtlayın
Gönderen: Harun, 27.08.2010
yazık bize yaa tam futbol sevgimiz zirvedeyken
2 dünya kupası kaçırıyoruz
biri hariç avrupada hiçbir başarı göremiyoruz
bir efsanemiz var daha tadına doyamadan onu yollamasınlar diye dualar ediyoruz
biz ne anlatacağız çocuklarımıza torunlarımıza ?
Yanıtlayın
Gönderen: tara, 27.08.2010
abi selam. şimdi maçı gördük neyse zaten canımız sıkkın. ben senden şunu rica edicem. yazarsan çok sevinirim. şu olaylar nedir. millet bizimle dalga geçiyor paoklular fenerlileri kovalamış diye. ne gördüysen ne duyduysan birebir anlat abi. hakkaten yakın temas oldu mu ve neler oldu yoksa sadece taş atmalar mı ?
bir de ilk maçta selanikte çok az fenerli varmış sebebi nedir az bilet vermeleri mi yoksa bizimkilerin oraya gitmeye yemedi mi. adamlar buraya 50 otobüs 2500 kişi getiriyorsa millet burda biz şöyle kral taraftarız diye kendi kendine kuyruklu yalan atıyordur.
Yanıtlayın
Gönderen: Sekhranikos, 28.08.2010
Bu yönetim 5 yıl garanti dese??? Emin misin:))
3 yıl üstüste felan dese mesela yetmez diyosun:) deseki kimsenin gelemez dediği 3 dünya starı??:) avrupa şampiyonluğu dese?:)
yok en güzeli “tesadüfen” takımın başına aykutun gelmesi olur. Bence TD değişsin yerine Aykut Kocaman gelsin, bıraksın sportif direktörlüğü, insin sahaya türkiyenin barcelonasını oluştursun hani şu ankarasporda ve konyasporda yarım kalan…!!
Yanıtlayın