DÖNÜŞ
18.06.2010
9 günlük bir uzak kalma sonrasında başlıyorum yeniden. Zor ve yoğun bir dönemdi, geçti sayılır. Hayatın her günü güzellikler, zorluklar ve sürprizlerle dolu. Umudu kestiğiniz anda gerçekleşen mucizevi olaylar, garanti gördüğün şeylerin olmaması, falan filan. Felsefeye derin konuşmaya en azından şimdilik gerek yok.
Ben yokken neler oldu? Bir kere Dünya Kupası başladı. Ve çok kötü başladı. Açıkçası daha bir 90 dakikayı oturup da tamamen seyredemedim bile. En çok bir devre seyretmişimdir. Oynanan oyundan herkes şikayetçi. Ama ilk turlar genelde böyle oluyor zaten. Güçsüzün yanında gözyaşı dökmek, iyi oyun için dua etmek falan filan. Ama sanırım hepsinden öteye, stadyumları 100.000 sineğin aynı anda uçtuğu bir ortama çeviren bir rezalet yaşanıyor. Vuvuzela rezaleti. Efendim ayıp olurmuş yasaklanırsa. Kimse Güney Afrika’da evlerde düğünlerde çalınmasın demiyor bu aleti. Gitsin evinde çalsın isteye. Maç izleme keyfini bırakmadılar yahu. Ne tezahürat ne alkış duyuluyor. Varsa yoksa vızıltı. Fenerbahçe tribünlerini tek tipe çevirmeye çalışan Fenerbahçe yönetiminin bundan sonra büyük maçlar öncesinde tribünlere vuvuzela dağıtacağını düşünüyorum (:
Bugün Herr Daum’un görevine, bir çok kişinin ve özellikle dedikodu basınının çok mutsuz olduğu şekilde devam edeceği açıklandı. Ben hep söyledim, Herr Daum’un ne kaçan şampiyonlukta ne de eğer varsa başarısızlıktaki payı, bir başkasından daha fazla değildir. Herr Daum sistem adamıdır, transferini kendisi yapar. Koşan, mücadele eden bir takım yaratır. Ancak bu sezona kucağında Güiza, Bilica bebeleriyle başladı. Sisteminin en kritik noktası olan stoper mevkiinde çok ciddi sorunu oldu. İstediği transferleri şu veya bu şekilde yapamadı. Buna rağmen, elbette Galatasaray ve Beşiktaş’ın başarısızlıklarının da etkisi ancak tabi hak ettiğimiz şekilde son haftaya kadar getirdi takımı. Evet çok iyi futbol oynamadık, evet çok da standartı olan bir futbolumuz da yoktu. Ama kimse özellikle son 9 haftadaki performansa laf etmemeli. Herr Daum, Fenerbahçe’nin başında olduğu 4 sezonu da 33. hafta itibarıyla zirvede tamamladı. Bunlardan ikisinde mutlu sona ulaşırken diğer ikisinde de mucizelere şahit oldu. Herr Daum bu sezon bir kaç maçta sonuca etki edecek kenar yönetimi gösterdi elbette, hataları oldu tabi ki. Ama genel olarak başarısız denilmesi haksızlık olur bence.
Herr Daum buna rağmen gitmeliydi. Zira o kadar yıprandı, o kadar yıpratıldı ki önümüzdeki sezon onun üstünden çok büyük haksızlıklar yapılacak Fenerbahçe’ye. Sadece bu nedenle gitmeliydi. Bugün basın açıklaması yaptıktan sonra NTVspor radyoda Bülent Yüksel, Hürriyet Gazetesi spor müdürü Mehmet Aslan’la konuşurken adeta değil resmen kahkaha attılar. Durumun özeti budur. Ne yazık ki basında bir sürü insan ki bunların arasında saygın kalemler de var, bir Daum nefretiyle yaşıyorlar. Aldığı paradan başlayıp tavırlarına kadar belden aşağı vurarak eleştiriyorlar. Herr Daum’un, Türkiye’nin tanıtımıyla ilgili TFF organizasyonlarında yer almasını -Ercan Güven dışında- yazmıyorlar, yaptığı açıklamaları samimi bulmamakta ısrar edip dalga geçmeye devam ediyorlar. Bazıları onun ağzından yazılan bir sürü habere inanıp şimdi bunu da ben söylemedim der demeye cüret ediyorlar. Sadece bu nedenle, haksız olan bu tip insanların çoğunluğu nedeniyle bile Herr Daum’a teşekkür edilmeli ve yollarımız ayrılmalıydı. Bu sezon bunun acısını çok çekeceğiz.
Bir de kalmasının sonuçlarına bakalım. Öncelikle eğer fırsat verilirse Herr Daum, Luciano, Edu tipinde teknik kapasitesi yüksek ancak futbol ahlakı yerinde bir stoper alacaktır, Bilica’nın yerine. Bilica teknik olarak bu göreve hazır ancak konsantrasyon ve kötü kalp nedeniyle çubuklu giymemesi gereken bir futbolcu. Defanstaki bu değişiklik çok olumlu yansıyacak takıma. Herr Daum’a, sol kanattaki ihtiyacın giderilmesi -bu arada Uğur da iyileşiyor rekabeti arttırmaya geliyor- sonrasında sağ kanat için de bir adam lazım olacak. Mehmet ya da Özer, hem çizgiye yakın oynayabilecek, hem içeri kat edebilecek hem de ters akınlarda forveti çoğaltacak ceza alanı koşusu yapacak oyun karakterinde oyuncular değiller. Hücuma dönük oynamamız gereken maçlarda Emre ya da Baroni’nin yanında oynamaları -özellikle Mehmet’in- daha yararlı. Bu nedenle ona Mehmet Yozgatlı gibi çizgiye kadar inecek, Gökhan Gönül’e hem koridor yaratıp hem de onu tamamlayacak bir orta saha oyuncusu lazım. İlk senesindeki Serhat-Ali Güneş ikilisinin verimini daha sonra bir türlü alamadı zira. Burası için birisi gerekiyor, eldekiler ideal değil. Burası için ben olsam ne yapar ne eder Tuncay’ı ikna eder getirirdim. Gökhan-Tuncay sağ kanadının rakibe vereceği zarar ile tribünlere vereceği keyif tarifsiz olur. Ve nihayetinde bence yönetimin baskısıyla Semih’i oynatamaması nedeniyle, kodu mu oturtan bir striker gerekiyor. Özellikle İngilizce yazdım zira Türkçe’de karşılığını bulamıyorum. Biz ne yazık ki forvet oyuncularını ayıramıyoruz. Aslında Herr Daum’a lazım olan Nobre tipidir. Bakarsınız yuvaya geri geliverir
Volkan
Gökhan . Lugano . akıllı stoper . Andre
Baroni . Emre
Tuncay . Alex . Stoch
Güiza (olmadı striker)
Kadronun bu şekilde olması eldeki kaynaklarla Türkiye için fazla bile olacaktır. Bu kadroyu takım yapmak da Herr Daum ve ekibi için gayet kolay olur.
Bugün Herr Daum’un açıklamalarına kızan medya mensuplarının çoğu, haftalardır onun ve çeşitli kişilerin ağzından, bazen boşboğaz yöneticilerle yaptıkları geyiklerle ürettikleri senaryolarının doğru çıkmamasına kızıyorlar. Bugüne kadar resmi tek bir açıklama gelmemesine rağmen Herr Daum’a her gün gönderenlerin kızgınlıkları daha da fazla olacaktır Alman teknik adama. İşte bu nedenle Herr Daum kalmamalıydı. Kaldı başımın üstünde yeri olacak elbette. Onu, bazıları sürekli, bense çok nadir olarak samimi bulmasam da rakibe saygı gösteren duruşu için sevmeye devam edeceğim. Onun iyi bir teknik adam olduğunu düşündüğümü tekrarlarken, unutmadan bunların bir oyun olma olasılığını da unutmamak gerekiyor. Aslında beklemekte fayda var.
Fenerbahçe’de işler kadın voleybol şubesinin başlattığı transfer zelzelesiyle iyi başladı. Sonra erkek basketbolda yapılan önemli değişiklikler, kadın basketbolundaki önemli transferler derken, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün önümüzdeki sezon da amatör branşlardaki tüm kupalara göz koyduğunu ve hatta artık Avrupa’dan da kupaya niyeti olduğunu hissediyoruz. Benim her alanda desteğim sürecek, elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Her ne kadar mevcut yönetimin artık kronikleşmiş hatalarına kızsam da yapılan doğruları dile getirmeye devam etmeli ve önce Fenerbahçe demeyi bilmeliyiz.
Bir iki not da rakiplere. Beşiktaş’ın Denizli-Schuster değişikliğini yüzüne gözüne bulaştırması, Quaresma transfer başarısı, Demirören’in basına alaycı eleştirileri var. Bu oyuna Denizli de alet oldu ne yazık. Diğer tarafta, düşman kardeşin iç karışıkları, Adnan Polat’ın ve ekibinin bize sürekli saldırması durumu var. Dünya Kupası sonrasında bu gerilim iyice artacak sanırım. Önümüzdeki sezon, bu sezon Bursaspor tokadını yemenin gazıyla, daha da fazla sarılacak üç büyükler hedeflerine.
Araya son verdim, anahtari bendedur demiştim, gerçekten bende.
Bu konuyla bağlantılı eski yazılar:
- DANKE
- YALAKALIK YAPIYOR
- LİNÇ ÇALIŞMALARI
- FENERBAHÇE 3 DENİZLİSPOR KÜMEYE
- TEKRARLAMA İHTİYACI
- ESKİŞEHİRSPOR – FENERBAHÇE MAÇ ÖNCESİ
- ANTEP 2-1 FENERBAHÇE
- SHERIFF-FENERBAHÇE MAÇ ÖNCESİ
- BAZEN BASINA KAPALI BAZEN BASINA KUPALI
- FENERBAHÇE – SION MAÇ ÖNCESİ
- EZİK?
- YAPTIKLARI VE YAPAMADIKLARIYLA DAUM – 2. BÖLÜM
- LİGE DÖNÜŞ
- DÖNÜŞ
- LİGE DÖNÜŞ
Kategori: Şundan Bundan

......kurdukları kulübün adını oturdukları semtten, amblemlerini Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise papatyaların renklerinden aldılar...


“DÖNÜŞ” başlığına bir yorum gelmiş
Gönderen: Arkhe, 18.06.2010
Hoşgeldin müdür.
Vuvuzela haricinde her yazdığına katılıyorum.
Yanıtlayın