ÖMRÜM SENİ SEVMEKLE NİHAYET BULACAK

FENERBAHÇE 1-3 KASIMPAŞA

30.11.2009

95.000 Fenercelli, 170.000 Fenerbahçe kart sahibi mutlaka çok üzülmüştür skora. Ben de üzüldüm topladığında milyonlarca diye tanımlanacak Fenerbahçeliler’den birisi olarak. Kameranın en rahat göreceği yere konulan bu bayraklar/pankartlar derin bir anlam ifade ediyordu derinden yaralarken beni. Bu fikri ortaya atan her kimse kendisini tebrik ediyor ve kulaklarını çınlatıyorum. Diğer yandan da bu maçı taraftarsız oynamamıza neden olan arkadaşlara da selamlarımı gönderiyorum. Napalm bombası mı ne vardı, sadece insanları öldürüyor binalara zarar vermiyordu galiba. Benzer bir mantıkla seyircisiz maç oynama cezasını alabilecek bir eylem olur mu? Seyircisiz olacak ama taraftar tribünde olacak.

170.000 Fenerbahçe kartlının 5′i olarak – evet yanlış okumadınız 5 yazıyla beş – açıkçası bir gün önce gelen Galatasaray’ın Bursaspor yenilgisi ve Beşiktaş’ın Sivas’ta puan kaybetme olasılığını göz önünde bulundurarak çokça şımardığımızı havaya girdiğimizi düşünüyorum. Başka izahı var mı? Evet var. Teknik olarak izahatına geçeyim hemen.

Birincisi matematik, 3<5. Orta sahamızdaki 3 kişi, rakibin 5 kişi bulunduğu alanda yalnız ve eksik kaldı. O üçlüde Emre dahil kadrodan kim olursa olsun böyle bir maçta böyle bir performans göstermesine çok şaşırmamak gerek. Açıkçası ben de iç saha maçlarında 4-3-1-2 gibi bir sistemin işleyebileceğini düşünüyordum. Hala da düşünüyorum aslında da Kasımpaşa maçında fıslayınca daha az düşüneceğim gibi.

Mehmet, Baroni ve Selçuk’tan oluşan üçlü ortada topu ileriye ulaştırabilecek kimse ortaya çıkmadı. Bunda Kasımpaşa’nın bu alanda yaptığı baskı ve Alex’le bağlantının kesilmesi büyük rol oynadı. Yiğidin hakkını yiğide teslim edelim. Bu maçı kazanmayı hiç de hak etmedik. Aynı şekilde iki haftada iki penaltımızın verilmemesini, iki adet bariz ofsayt gol yemeyi de hak etmedik. Devam ediyorum Alex’le bağlantı kesilince sıkıntı başladı. Oysa Sayın Rıdvan Dilmen’in söylediği hiç de mantıksız değildi. Bari Kadıköy’de en azından daha az güçlü takımlara karşı çakılı iki ön libero yerine bir forvet fazla oynasak, boğup skor avantajını ele geçirsek kötü olmazdı. Ancak gerek oyuncuların cezaları gerekse sakatlıkları nedeniyle eksik olmaları bu performansı doğurdu bence zira Herr Daum’un pek sevdiği kanat akınlarını yapma şansımız yoktu, olmadı. Acaba o üçlünün sağına Mehmet soluna Vederson’la başlasak daha mı iyi olurdu? Tabi sonradan konuşması kolay.

Hal böyleyken, maçın başında biraz gevşeklik, çokça konsantre olamamaktan kaynaklanan bir ikram golü aslında kendimize getirmeliydi bizi. Fakat Güiza’nın erken golü bence rehavetin sürmesine neden oldu. O golü 20′den sonra atsaydık belki o dakikaya kadar daha ciddi oynamamızı sağlardı. Halam amcam bıyık olayına girmiyorum, duruyorum.

Bu üçlü orta saha çökünce, ilk kez bu kadar kalabalık forvet özelliği olan oyuncuyla birlikte oynama fikri de amacına ulaşmadı. Alex ve Güiza-Semih ikilisi başka bir boyutta yer aldılar sanki. Top ne onlara gitti ne de onlar topla buluşacak yerlere gidebildiler.

İkinci yarıya başlarken yapılan Mehmet-Özer değişikliği aslında sadece kişisel değil sistemsel bir değişiklik de olmalıydı, olmadı. Nitekim ikinci yarının hemen başında verdiğimiz net pozisyon ve sonrasında Lugano’nun ofsaytı bozmasıyla gelen ikinci bireysel hata golü sil baştan ettirdi.

Daum bence elindeki kadroya uygun bir değişiklik yaptı 73′te. Hem oyuncu hem de sistemde bir değişikliğe geçti, risk aldı. Riskin olasılıklarından birisi skoru rakip lehine artmasıydı, gerçekleşti. Zira Deivid’in girişiyle Selçuk çıkınca sistem birden 4-1-3-2′ye döndü. Açıkçası Baroni tek başına kalınca verimsiz oldu. Oysa Güiza-Semih ikilisinden birisini çıkarmalıydı Deivid’i sokarken Selçuk’u değil. İkinci yarıya Mehmet’i sağa çekmek, Güiza-Semih ikilisinden birisini çıkarıp Deivid’i oyuna almak daha isabetli olurdu. Bu durumda da madem riske girilecekti Selçuk’un yerine de Vederson alınıp hem uzak mesafe şutu hem de kanat oyunu şekline geçilebilirdi pekala. Olmadı, canları sağolsun.

Ancak Deivid’in de oyuna dahil olmasıyla birdenbire Özer, Alex, Deivid, Semih ve Güiza’dan oluşan beşli hücum hattı ortaya çıktı 73′ten itibaren. Bu durumda Carlos ve Gökhan’ın ileriye çıkışlarının da olmasını düşünürseniz orta sahadan zaten zayıf olan defans göbeğinin arkasına atacağı topların tehlikeli olacağını bilmeniz gerekir. Nitekim oldu da.

Tek tek performansa bakacak olursak;

Volkan’ın ilk golündeki bombası dışında iyi oynadığını düşünüyorum. Bolca pozisyon kurtardı. Diğer gollerde hatası yoktu. Lugano ikinci golde Önder’le uyum sağlayamayarak hem ofsaydı bozdu hem de Önder’in rakibi kaçırmasına neden oldu. Ataklarda katkı vermeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Keza Önder de birkaç tam zamanında müdahale yaptıysa da vasatı aşamadı. Bu iki oyuncuyla ilgili en önemli derdimiz kazandıkları topları ayağımızda tutacak oyunculara aktaramamaları. Ben bir stoperin 50-60 metreden gelen bir topa kafa çıkıp zamanlama hatası yapmasını, stop edememesini, yanındaki arkadaşına pas olarak verememesini kabul edemiyorum.

Carlos ve Gökhan ileriye çok çıkamadılar. Bunda rakibin orta sahadan hızlı gelmelerinin etkisinin çok olduğunu düşünüyorum. Baroni Emre’ye çok alışmış gözüktü bana. Selçuk’la çok anlaşamadı. Selçuk’a da teşekkür etmek gerek çok çabaladı ama uyumsuzluk battı göze çokça. Mehmet’in de sol kanada yakın oynaması bu oyuncunun performansını düşürdü.

Alex kayboldu, top alamadı, kilitlendi. Semih ve Güiza da beklenenden uzak (belki Güiza aynen beklendiği gibi) idiler. Ama dedim ya kopukluktan kaynaklanan bir dert var. Bunu maç yaparak aşarız da hazırlık maçı oynamıyoruz nedense.

Şimdi puan farkı kalmadı. Baştan başlayacağız. Beşiktaş’ın bu serisi de bizimkinin sürmediği üzere sonsuza kadar sürmeyecek, düşecekler. Ancak bizim bir an önce toparlanmamız gerekiyor. Galatasaray maçında bu yana 3 maçta 2 gol atıp sadece 1 puan alabildik. Bir de yatarken kazandığımız 3 gollü 3 puan var Ankaraspor ikramiyesi. Devreyi ister lider bitirelim ister ilk dörtte, puan farkını korumamız gerekiyor. Buna ek olarak da devre arasında mutlaka yedek kulübesine forvet takviyesi gerekiyor. Tabi sadece yedek kulübesine değil, uygun olursa ilk on bire de.

Related Posts with Thumbnails

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Bu konuyla bağlantılı eski yazılar:

  1. ANKET SONU
  2. FENERBAHÇE 3-2 ANKARAGÜCÜ
  3. KAYSERİSPOR 1-1 FENERBAHÇE
  4. KAYSERİSPOR – FENERBAHÇE MAÇ ÖNCESİ
  5. ANTEP 2-1 FENERBAHÇE
  6. SHERIFF 0-1 FENERBAHÇE
  7. FENERBAHÇE 1-0 BELEDİYE
  8. FENERBAHÇE – MANİSASPOR – MAÇ ÖNCESİ
  9. FENERBAHÇE – SION MAÇ ÖNCESİ
  10. SION 0-2 FENERBAHÇE
  11. KASIMPAŞA MI KARŞIYAKA MI?
  12. FENERBAHÇE – KOCAELİSPOR
  13. MİLLİYET.COM.TR
  14. EN KÖTÜ BAŞLANGIÇ
  15. GAZİANTEPSPOR 1-0 FENERBAHÇE
Yazar: onore,
Kategori: Fenerbahçe
  1. “FENERBAHÇE 1-3 KASIMPAŞA” başlığına 4 yorum yapılmış

  2. Gönderen: koray, 30.11.2009

    pankartlardan gördüğüm kadarıyla bütün müşteriler oradaymış….

    Yanıtlayın

  3. Gönderen: lazQli, 30.11.2009

    Taraftar kartım yok !
    Fenercell hattım yok!
    Aziz Yıldırım’ın arka bahçesindeki bu takımın sadece forması benim. Yakında onu da değiştirir.
    Benim maça gitme ve izleme hakkım bile yok.

    Bazen uzaktan sevmek güzeldir. Aziz Yıldırım sayesinde endüstriyel sporun kalesi olmuş, vahşi kapitalizmin her aşamasının alçakca uygulandığı, gittikçe halktan kopartılan Fenerbahçe maç kazandı diye sevinmeye, yenildi diye üzülmeye vakit yok. Bu işgal ve işgali gerçekleştiren zihniyet Fenerbahçeyi bitiriyor. Fenerbahçe tribünleri Fenerbahçelilere, Fenerbahçe takımları halka yasaklanıyor. Kurumsallık adı altında Fenerbahçe sevdalıları uzaklaştırılıyor. Kalanlar ise bir elin parmakları kadar.
    Fenerbahçe Spor Kulübü sim karta, plastik karta ve kongrede atılabilecek bir oya teslim ediliyor. Fenerbahçe 15000 kongre üyesi, yalanlarla arttırılmış 90000 Fenercell hat sahibi ve 170000 kart sahibinindir. Gerisi sevinmesin, üzülmesin.

    Yanıtlayın

  4. Gönderen: Ahmet, 01.12.2009

    Maçın analizini cidden boşa yapmışsın.
    O resmi koyman yeterliydi zaten. Senin futbolcun çıkıp pes etmeden mücadele ettiği zaman bu agresifliğin nedenini araştıracağız dedin. Son maçlarda gördük ki araştırmışsın ve agresiflik sorununu çözmüşsün Fenerbahçe yönetimi. Tebrik ederiz.

    Yanıtlayın

  5. Gönderen: mustafa, 05.12.2009

    şu kasımpaşa maçı rezil olduğumuz maç.kimlerin eseri.kale arkasında cebindeki son paralarını takımını desteklemek adına bilet parasına yatıran fakat faturası bu insanlara kesilen garip bir maç.sıtadda 40 bin seyirci olsa bu maç böyle mi olurdu.seyirci itici gücüyle o maçı alır koparırdı.gs maçında kombinemrin olduğu yerden atılan cisimler önce hakemi sonra rakip futbolcuyu yaralıyor.sayın aziz yıldırım bunun faturasını kale arkalarına kesiyor.yeni bir bilet fiyatı açıklıyor.fenerbahçe tokatspor maçı(kupa maçı)kale arkası fiyatları 55 tl olarak açıklanıyor.ya bunlarda hiç allah korkusu yokmu ya.bjk şampiyonlar ligi bilet fiyatını 60 tl açıklıyor.bunlar ikinci lig takımıyla yapılacak bilet fiyatını 55 tl açıklıyor.yanlış anlaşılmasın ben tokatsporu küçümsemiyorum.tam tersine memleketimin takımıyla yüreğimin takımı fb yi stadda izlemek istedim.sayın para babaları bunu bile çok gördüler.bizde bekliyoruz.belki biletler 20-30 tl olur diye.allah bunların gözünü doyursun yukarda lazoli arkadaşında yazdığı gibi illaki vipmi olmak lazım.bizler bu kulüp taraftarları değilmiyiz.aziz yıldırım gelene kadar bu takım halkın takımıydı.maalesf artık para babalarının takımı oldu.yine yazıyorum şu tokatspor maçının bilet fiyatını 55 tl yapan bu zihniyete binlerce yuhlar olsun.bu dünyada olduğu gibi öbür dünyadada iki elim yakalarında.bunu yazıyoruz ama onlar okuyacağı yerleri okur buralara teşrif etmezler.aziz ler gelip geçicidir.fenerbahçe kulübüyse kalıcı.

    Yanıtlayın

Yorumunuz