ÖMRÜM SENİ SEVMEKLE NİHAYET BULACAK

CUMHURİYET

29.10.2008

… Yeni devletin başkentinin neresi olacağı da bir sorundu. Ankara 1920′den beri bu işi yapıyordu. Merkezi ve güvenli durumu ortada idi. Meclis’te uzun tartışmalardan sonra 13 Ekim’de Ankara başkent olarak oy çokluğu ile kabul edildi. Cumhuriyet’in ilanına bir adım daha yaklaşılmıştı.

M. Kemal’e Cumhuriyet’in ilanına fırsat veren bir hükümet buhranı oldu. Başbakan Fethi Okyar Bey’e karşı Meclis’te muhalefet oluşması üzerine M. Kemal, “Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti Vekili Fevzi Paşa”nın dışında kabinenin istifasına karar verdi ve 27 Ekim’de uygulandı. Mevcut sisteme göre her bakan Meclis tarafından tek tek seçiliyordu. İstifa eden bakanlar yeniden seçilirlerse, görev kabul etmeyeceklerdi. Bu sırada Rauf Bey, Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet Paşalar İstanbul’da bulunuyorlar ve temasları, Halife’ye yakınlık gösterileri oluyordu. Ankara’da’ ise kabine kurulamıyordu. Bu gelişmeler üzerine “Cumhuriyet İlanı” ile işi kökünden çözmeye karar veren M. Kemal 28 Ekim gecesi Çankaya’da İsmet Paşa ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.” diyerek kararını açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet Paşa’yı alıkoydu ve birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar. Ertesi gün saat 10′da Parti grubunda yapılan toplantıda, M. Kemal Paşa Genel Başkan olarak Hükümet buhranının mevcut sistemden kaynaklandığını, bunun çözumünün istikrarlı bir sistemde olduğunu belirtttkten sonra değişiklik önergesini okuttu:
* Türkiye Devleti’nin Hukümet şekli Cumhuriyettir
* Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur
* Türkiye Devleti, Hükümetin inkisam ettiği idare şubelerini İcra Vekilleri (Bakanlar Kurulu)  vasıtasıyla idare eder.

Bu önerge Parti toplantısında tartışıldı Büyük Millet Meclisi’nin aynı akşam (29 Ekim 1923) saat 18:45′de yaptığı toplantıdan sonra 20.30′da “YAŞASIN CUMHURİYET” sesleri arasında Cumhuriyet ilan olundu ve yeni Türk Devleti’nin adı kondu. “TÜRKİYE CUMHURİYETİ”. Hemen arkasından da Türk Ulusu’nun kurtarıcısı Gazi M.Kemal oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçildi. Kürsüye gelen Cumhurbaşkanı M. Kemal, kendisini Cumhurbaşkanı seçen Meclis’e teşekkür ettikten sonra “Son yıllarda Ulusumuzun fiili olarak gösterdiği kabiliyet ve istidat, kendi hakkında kötü düşüncede bulunanlarınn ne kadar tedkikten uzak görünüşe önem veren insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Ulusumuz kendisinde bulunan nitelikleri ve değeri, hükümetin yeni adıyla uygarlık dünyasına çok daha kolay gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünyada işgal ettiği yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir… Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve muzaffer olacaktır.” sözleriyle konuşmasını tamamladı. M. Kemal Cumhurbaşkanı seçildiğinde henüz 42 yaşındaydı. Cumhuriyetin ilk Başbakanı İsmet Paşa oldu.

Bu konuyla bağlantılı eski yazılar:

  1. BİR FENERBAHÇELİ’DEN
  2. 29 EKİM 1923
  3. İSLAM ÇUPİ 1932-2001
  4. CUMHURİYET
  5. İSLAM ÇUPİ 1932-2001
  6. MAKAS
  7. SİTE SORUNU
  8. KENAN EVREN
  9. AMANSIZ – TÜRK
  10. SELAM OLSUN İSLAM BABA
  11. (SİYAH) BEYAZ SAYFA
  12. FUTBOLCU ÖLÇÜ BİRİMİ; ALEX
  13. MARCO PAŞA
  14. REPUBLIC OF FENERBAHÇE
  15. 19 MAYIS
Yazar: onore,
Kategori: Fenerbahçe
  1. “CUMHURİYET” başlığına bir yorum gelmiş

  2. Gönderen: Donnie Brasco, 31.10.2008

    Paşam ;
    Devrimlerin ve Cumhuriyetin sahibi ve bekçileriyiz.Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inandık. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsedik. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duyduğumuzda, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyeceğiz. Elle, taşla, sopa ve silahla; neyimiz varsa onunla kendi yapıtımızı koruyacağız. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye bizi yakalayacak. “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek; ama hiçbir zaman yalvarmayacağız. Mahkeme bizi yargılayacak. Yine düşüneceğiz, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Bizi hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte cumhurbaşkanına, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğumuz için salıverilmemize çalışılmasını, kayrılmamızı istemeyeceğiz. Diyeceğiz ki, “biz inanç ve kanaatimizin gereğini yaptık. Araya girişimizde ve eylemimizde haklıyız. Eğer buraya haksız olarak gelmişsek, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de bizim görevimizdir.

    http://www.adk.boun.edu.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=57:bursa-nutku&catid=38:ataturktengenclige&Itemid=58

    müjdeler olsun yurtumun toprağına taşına
    (hainlere rağmen) erdi cumhuriyetim 85. kutlu yaşına
    travma geçiren yarasalara inat ölene dek Kemal’in askerleriyiz

    Yanıtlayın

Yorumunuz