ÖMRÜM SENİ SEVMEKLE NİHAYET BULACAK

FARKI YARATAN EDU

28.09.2008

2007/08 ve 2008/09. İki sezon arasında sonuç olarak çok büyük fark olmasa da dağlar var gibi. Önce bir analiz yapmak gerek. Analizde yer alması gereken faktörler şunlar bence; teknik direktörün ülkedeki tecrübesi, transferler, rakipler ve sakatlıklar. Buyrunuz analize;

Teknik direktörler

Zico, ikinci yılı olacak Türkiye. Bir önceki yıl, ligin en az puanla şampiyon olma rekorunu kırarak apoleti boynuna taktı. Daha önceki teknik direktörlük tecrübelerinde Japonya milli takımı var. Önemli bir nokta zira ülkesinde yine uzak, yine futbol olarak çok gelişmemiş ve kulüp takımı olarak uluslar arası ünlü olmayan bir ülke.

Aragones de milli takım teknik direktörü ve hatta Avrupa Şampiyonu apoletiyle gelmiş. Önemli fark ülkesi dışında çalışmamış olması. Yeni bir kültür yeni bir ülke, ilk kez.

Teknik direktörler arasında sertlik, yumuşaklık dışında çok büyük fark görmüyorum. Sadece Aragones’in Önder varken, Can ve Yasin ikilisi kararını çözemedim ki düzeltti hatasını, bir de Emre’nin Porto deplasmanındaki orta sahanın sağı durumunu. Diğer hareketlerin Deniz olayı dışında kadro çaresizliğine bağlı olduğunu düşünüyorum. Yani yollayalım kurtulalım fikrine katılmıyorum.

Transferler

2007/08′de oturmuş bir kadroya Roberto Carlos ekleniyor. Yanına Gökhan Gönül, Kazım gibi genç isimler konuluyor. Carlos dışındaki transferleri Zico’nun özellikle istemiş olduğunu sanmıyorun. Oturmuş kadro dememim en önemli noktası defans. Lugano-Edu ikilisi, önlerinde Marco, Deniz, Selçuk gibi ülkenin benzer pozisyonundaki en iyileri, birbirlerine uyumlular. Ek olarak sol bekte bir dünya markası var. Önder’in sakatlanmasıyla birlikte Gökhan’ın parlaması da kaymağı oluyor işin.

2008/09′da ise, bir sezon önce yürüye yürüye şampiyon olması gereken! kadrodan Marco gitmiş durumda. Çok önemli bir kayıp. Oyunu (kağıt üstünde) çift yönlü oynayabilecek Emre alınmış onun yerine. Geçen yıl ligin ikinci yarısında gelen Maldonado, sezonun büyük bölümünü sakatlıkla geçiren ama sonunda iyileşen Deniz ve sonunda Selçuk hala kadrodalar. Stoperlerde de değişiklik yok beklerde de. Ek olarak forvetten, büyük sorun yaşanan Kezman’a güle güle denmiş ve yerine İspanya liginin gol kralı gelmiş.

Rakipler

2007/08′de Anderlecht ile oynanan ön elemede yenilgi alınmadan gol yemeden gruplara kalınmış. Lige yenilgiyle başlanmış. Ligdeki futbol çok parlak gelmemiş kimseye. İlk beş haftada bir yenilgi var ama 2 de beraberlik alınmış, bunlardan birisi Kadıköy’de (Rizespor 1-1). Ancak Şampiyonlar Ligi’ne sükseli bir başlangıç yapılmış, Inter Kadıköy’de sürklase edilmiş. Skor 1-0 ancak futbol mükemmel olmuş.

2008/09′da ön elemeler yine yenilgisiz geçilmiş ve gruplara kalınmış. Lige yenilgiyle başlanmış ancak büyük bir hakem hatası sonunda verilmeyen bir penaltıyla gelmiş yenilgi. Futbol yine çok parlak değil. Şampiyonlar Ligi’ne deplasmanda başlanmış ve Porto’ya yenilerek geri gelmiş takım, yine verilmesi halinde puan getirecek bir penaltı kararı çıkmamış maçta. Ama diğer taraftan bakınca zaten Avrrupa kupalarındaki en başarılı sezonumuzda bile sadece bir deplasman galibiyeti var takımın o da ön elemede Anderlecht karşısında. Sonra yapılan 3 grup ve 2 eleme maçında 2 beraberlik 3 yenilgi var. Yani şunu diyorum, Fenerbahçe’nin deplasmanlarda herhangi bir başarısı zaten yok Avrupa kupalarında. 5 sezon gruplarda oynamışız, 15 deplasman maçında 2 galibiyet (Manu ve Prag) 3 de beraberlik (Rapid, CSKA ve PSV) alabilmişiz. 6. sezonun ilk deplasmanında da yenilgi gelmesi çok anormal değil.

Sakatlıklar

Şimdi dikkatli bakın. yukarıda anlatmış olduğum transferler yani gidenler gelenlere göre en büyük fark burada. 2007/08 sezonunda ilk beş maçın 4 tanesinde defans göbeğinde Lugano-Edu var. Buna ek olarak Anderlecth ve Inter’le oynanan maçlarda da sağlam olarak ilk onbirde bu ikili.

Oysa 2008/09′a bakınca sadece ön eleme maçlarında Edu-Lugano’yu görüyoruz. İkili Partizan’la Kadıköy’de oynana rövanş maçından itibaren bozuluyor, Edu sakat. Bu maçın son dakikalarını hatırlarsanız, çok da rahat bitiirmediğimiz bir maç. Özellikle Önder’in son dakikalarda ön stoper olarak oyuna dahil edildiğini unutmayalım. Lige gelince Antep maçı sonrasındaki 4 maçta stoperler Lugano-Yasin, Yasin-Can, Yasin-Lugano, Önder-Lugano olarak oluşmuş. Porto deplasmanında ise Yasin-Lugano var yine ikilide.

Stoperlerin önünde yer alan pivotun önemi büyük tabi ki. Marco’nun da ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu unutmuyorum. Ama şu anda kadroda bulunan oyuncuların Josico hariç tamamı zaten Marco ile birlikte aynı görevi yapan oyuncular. İki sezon arasındaki futbol farkını yaratan pozisyon bu değil.

Sakatlıkla bölümüne bir de Deivid’in yokluğunu, yerinde oynayan Kazım’ın verimsizliğini ve Gökhan’ın performansını düşürmesini, Burak’ın zaten kendi faydası olmadığını da eklemek gerekiyor.

Rakamlar herşeyi söylemez ama çok şeyi söylerler. İki sezonun rakamları aşağıda;

2007/08
Ligde attığımız 6 yediğimiz 6. Avrupa’da attığımız 4 yediğimiz 0

2008/09
Ligde attığımız 7 yediğimiz 4. Avrupa’da attığımız 5 yediğimiz 6
(Kıyaslama adil olsun diye 2. ön eleme turundaki MTK maçını saymıyorum).

Sonuç

En büyük sorun Edu’nun yokluğu bence. Daum zamanında yeniden oturtulan birisi libero özellikli çift stoper düzeninin bozulması. Luciano+stoper düzeni yıllar boyunca Tomas, Önder, Servet’le sürdü. Luciano’nun gidişiyle Edu-Lugano, Edu-Yasin olarak devam etti. Oysa Lugano+stoper demek iki tane az teknikli sadece durdurucu özelliği olan stoper demek. Bu da defans oyun kuramaz demek. Buna defansın önünde oynayanların formunu da koyarsanız sıkıntımız ortaya çıkar.

Takımın toparlanacağı aşikar. Deivid’in takıma katılması ve daha önemlisi Edu’nun formasını almasıyla birlikte bir çıkışa geçeceğimiz gözüküyor. Bu iki oyuncunun takıma katkısı, Marco’nun yokluğundan çok daha önemli bence. Asıl derdimiz bunun ne zaman gerçekleşeceğidir bence.

Edu’nun belki Dynamo belki de Kayserispor maçından itibaren onbire girmesi sürpriz sayılmaz ancak Deivid için daha zaman var, boru değil sakatlığı bilek kırığı. Bu ikili dönmeden de eldekilerin mucize yapacağı yok. Bu nedenle atı alan Üsküdar’ı geçmiş olabilir toparlandıktan sonra.

Amaç

Skora oynamak olmalı amaç. Ligde iyi futboldan çok mücadele ve skor önemli. Kötü durumdayken geriye düşmememiz gerekiyor. Şu anda kayıp puanımız 9. Artması halinde rakipleri yakalamak daha da güçleşecek. Aynı şekilde CL’de de durum benzer. Kadıköy serimizin sürmesini bir şekilde sağlamamız gerekiyor. Futbolcuların CL sahnesini farklı görmeleri avantajımız. Bu nedenle Dynamo ve Arsenal maçları sonunda en az 4 puan almış oluruz gibi. Kasım ayı başındaki Arsenal rövanş maçı muhtemelen puan çıkaramayacağımız bir deplasman olacak. Amaç 5. haftada Porto’da oynayacağımız maçı kazanıp son haftaya yani Ukrayna deplasmanına en az 7 puanla girmek olmalı. Sakatlıkların düzelmesinin zamanlaması da bu plana oturuyor.

Bize taraftar olarak düşen tek şey var, tribündeki görevimizi yapmak.

Bu konuyla bağlantılı eski yazılar:

  1. FENERBAHÇE 80-68 GALATASARAY
  2. GALATASARAY – FENERBAHÇE, MAÇ ÖNCESİ
  3. FENERBAHÇE – TRABZONSPOR MAÇ ÖNCESİ
  4. BİR CARLOS GEÇTİ TÜRKİYE’DEN
  5. ESKİŞEHİRSPOR – FENERBAHÇE MAÇ ÖNCESİ
  6. FENERBAHÇE 1-0 BELEDİYE
  7. FENERBAHÇE – MANİSASPOR – MAÇ ÖNCESİ
  8. 4 YIL DAHA
  9. TEŞEKKÜRLER YASİN
  10. BEŞİKTAŞ – FENERBAHÇE
  11. MAÇA DOĞRU
  12. ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLARA BAKACAĞIZ
  13. CEZA YAĞMURU
  14. FARKI BULUN
  15. 2001-2008, VİZYON FARKI
Yazar: onore,
Kategori: Fenerbahçe
  1. “FARKI YARATAN EDU” başlığına bir yorum gelmiş

  2. Gönderen: erol, 28.09.2008

    edu konusu doğru ama ben sorunun -esas sorun- ortasaha olduğunu düşünüyorum. futbolda en önemli yer ortasaha özellikle defansif ortasahalar değil mi?. selçuk için nasıl türkiyenin mevkiinde en iyisi diyorsun hayret. gs li m.topal çok aman aman değil ama topla mı selçuk mu desen hemen topal derim. ayham nı maldonado mu lindseroth mu josico mu. bjk ye geçeyim. selçuk mu uğur inceman mı yada maldonado mu cisse mi? bizim orttasahalar 10 metre çapında bir daire çizip orada 90 dakika çamur güreşi yapıyor. ofansif özellikleri 0. gol sıkıntısı çekiyoruz. kanatlarda ki kazım ve uğur da dengesiz oyuncular. herşey bir yana takımda hava yok. reaksiyon gösteremiyorlar.

    Yanıtlayın

Yorumunuz