BÜYÜK MAÇ ÖNCESİ
26.04.2008
Geldi çattı Büyük Maç. Beraberliğin bize yaradığının gözüktüğü, yine 3 olasılıklı bir maça saatler kaldı. Kazanmamız halinde, önümüzdeki hafta Gençlerbirliği maçında şampiyonluk turuna hazırlanabiliriz. Kaybetmemiz halindeyse, rakibin puan kaybını beklemekten başka çare kalmayacak. Beraberlikte durum eşit gibi, her iki takım da çok ciddi birer deplasmana gidecek. Fenerbahçe, başarısızlık sonrası pompalanan Fenerbahçe nefretiyle ayakta kalan Trabzon’a, Galatasaray ise kendisiyle şampiyonluk, en azından Şampiyonlar Ligi vizesi için çekişen Sivas’a gidecek. O zaman da ikili averajda avantajlıyız.
Peki neler olacak sahada? Galatasaray, ağustos böceği, teknik direktörsüz, iman gücü taktğiyle sahada. Polat, iki sezon önce tutan kumarını tekrarlıyor. Fenerbahçe, karınca, yıllardır yaptığı çalışmanın meyvelerini bir bir topluyor. Rakip teknik direktörden bahsedemiyorum, Zico’dan bahsedeyim. ‘Ben futbolcularıma neler yapacaklarını değil, neler yapmayacaklarını söylerim’ diyen bir teknik direktör. Bu maçtan önce de Lugano‘a asabi olmamasını, Volkan‘a üzerine oynayacak olan tribünleri duymamasını, Vederson ve Gökhan‘a kanattan bindirirken arkayı boş bırakmamalarını, Deivid ve Uğur’a, oynarsa Kazım‘a bekleri yalnız bırakmamalarını, oynarsa Selçuk‘a riskli hareketler yapmamasını, Alex‘e rakip defans arasında sıkışıp kalmamasını, penaltı olursa Kezman’a vermemesini ;), Kezman‘a da aldığı her topta kafasını önüne eğip şut çekmemesini söyleyecektir.
Galatasaray son maçlarında tek forvete dönerek, bize benzer bir sistemi oynamaya başladı. Böylelikle orta sahada daha yaratıcı oynayan Lincoln’e daha fazla alan yaratmayı, ön alanda basarak da rakibe oyun kurdurtmamayı becerdi. Son 3 maçta 2 gol atan Lincoln de birdenbire formda sayılmaya başlandı. O vakit Alex’e ne diyeceksiniz, her 2 maçta bir gol aıp bir de asist yapıyor, yani her maçta bir gole doğrudan katkısı var. (Uğur Meleke’den)
Bu sisteme karşı sorun yaşayabiliriz zira biz de tek forvet oynarken, Alex’in Kezman’a yakın oynaması nedeniyle orta saha ile forvet hattının arası otomatikman kopuyor. Baskıyı görünce, stoperler, özellikle de Lugano’nun topu ileri şişrmesi de oyun kontrolünü rakibe bıraktırıyor.
Herkesin beklediği kadro aşağıda;
Volkan
Gökhan . Lugano . Edu . Vederson
Deivid . Aurelio . Selçuk (Maldonado) . Uğur
Alex
Kezman
Aternatif olarak da şu olabilir;
Volkan
Gökhan . Lugano . Edu . Vederson
Kazım . Aurelio . Selçuk (Maldonado) . Deivid
Alex
Kezman
Baskıyı yememiz durumunda B planı, Deivid’in oyun kurmak için deplase olması. Bu durumda da beklerin durumu önemli. Hangi kanat yani Uğur veya Kazım’dan hangisi oynarsa oynasın, Deivid’in sortilerinde kendi kanadını iyi kullanması gerekiyor. Kazım’ın fizik gücü Uğur’unkine oranla daha yüksek bu nedenle sahada olursa rakibi yıpratacaktır. Yine, içeri girip şut çekmesi ve çizgiye inip sert ortalar yapması da olumlu noktaları. Oyun içinde şımarması, kendi kendine takılması ve enteresandır fizik gücünün yüksek olması da handikapları. Nasıl oluyor da ‘fizik gücünün yüksek olması handikap olur?’ demeyin, kendisine yapılan sert faullerde ayakta kamayı başardığı için faul alamıyor Kazım. Ancak ayakta kaldığı zaman da aldığı darbeden topu kaptırmış oluyor. Uğur’un oynaması halinde de benzer şeyleri söylemek mümkün aslında. Hele ki Sevilla maçlarındaki performansını tekrarlayabildiğini düşünürsek, karşısında oynayan Sabri’ye büyük sıkıntılar yaşatacağı da ortada.
Gelelim Alex’in durumuna. Kadıköy’de 0-0 berabere kaldığımız kupa maçına Mehmet Topal, onu alan savunmasıyla çok iyi durdurmuştu. Bu defa yanında muhtemelen Ayhan da olacak. Ancak kupa maçındaki camia olarak havalanmış Fenerbahçe’nin yerinde, ne istediğini bilen, bunca çalışmanın taçlandırılacağı bir maç oynayacağını bilen bir Fenerbahçe var şimdi. Bu nedenle Alex, Büyük Kaptan, her büyük maçta olduğu gibi ne zaman sahne alacağına çok iyi karar verecektir.
Hakemle ilgili konuşmayayım diyorum ama kupa maçında yaşatılanlardan sonra tırsmıyor değilim. Ligin ilk yarısında 2-0 kazandığımız maçta rakibiyle kafaya kafaya itişen Deivid’i oyundan atan Aydınus bakalım bu sefer de böyle bir karar çıkarabilecek mi? Geçtiğimiz hafta Belediye maçında rakibiyle kafa kafaya kavga eden Emre’yi atamamıştı Dereli. Yarın oynanacak maçta da kart görme olasılıklı oyuncular bizden Lugano, Kazım, Kezman, rakipten Sabri, Emre, Servet olacaktır. Arda ve Ümit Karan yaptıkları onca faule rağmen özür dileyerek yırttıkları için saymadım isimlerini.
Sonuca gelince, ilk golü atmamız önemli, yemememizin önemli olduğu gibi. Beraberliğin en kötü sonuç olmadığını bilmek de önemli, kazanmamız halinde kupayı kaldırmaya 3 puan kalacağını unutmamak da. Yıllardır çekilen acların, gösterilen çabaların tabelaya yansıması gerekiyor artık. 2 sezon önce elimizden alınan şampiyonluk, heryerdeki üstünlüğümüzü tabelaya yansıtamamamıza neden olmuştu. Gerçekten de kaybedilecek bir şampiyonlukta durum genelde 17-17 olacak, çalınan şampiyonluğu kaybetmemiş olsak bugün 19-15 maçına çıkıyor olacaktır o da ayrı mesele. Haa, varsın olsun gelecek hala bizim ayrı ama artık hak ettiğimiz görüntünün ortaya net çıkmasını istiyoruz. Büyük maç için geri sayım başladı, iy oynayan kazansın, biz iyi oynayalım.
onore
Yazar: onore,Kategori: Ezeli

... kurdukları kulübün adını oturdukları semtten, amblemlerini Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise papatyaların renklerinden aldılar...

Benim futbol felsefemde, futbolculuk yaptığım zaman da, teknik direktörlük yaptığım zaman da tek değişmeyen gerçek goldür. Temiz futbol, göze hoş gelen futbol ve gol. Teknik direktörlüğümde de futbolculuğum gibi bunu yapmaya çalışıyorum. 'ZICO'
Fenerbahçe'yi, Lefter'i, Cihat Arman'ı, Zeki Rıza'yı, Halit'i, Rıdvan'ı, Kadıköy'ü, Takımı, Zico'yu, Daum'u, Veselinovic'i, Yeni besteleri, Deplasmanları, Real Madrid'i, Iron Maiden'i, Metallica'yı, Queen'i, Rock ve Heavy Metal'i
Hakemi aldatanları, kendini yere atanları, taraftarı kandıranları, formasını ıslatmayanları, rakibine kasıtlı zarar verenleri